Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) 64. kuruluş yıl dönümü münasebetiyle Yüce Divan Salonu’nda gerçekleştirilen “64. Kuruluş Yıl Dönümü Sempozyumu” önemli katılımcıları bir araya getirdi. Sempozyuma Yargıtay Başkanı Ömer Kerkez, Türkiye Büyük Millet Meclisi Anayasa Komisyonu Başkanı Serap Yazıcı Özbudun, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Türkiye Hakimi Saadet Yüksel, Avrupa Konseyi Ankara Program Ofisi Başkanı William Massolin ile AYM ve yüksek yargı başkanvekilleri katıldı.
AYM Başkanı Kadir Özkaya, sempozyumun açılış konuşmasında, Anayasa Mahkemesi’nin 1961 Anayasası ile birlikte Türk anayasal düzeninde kurumsal bir kimlik kazandığını belirtti. Özkaya, mahkemenin yalnızca yeni bir yargı organı oluşturmakla kalmadığını, aynı zamanda anayasanın üstünlüğü ilkesini de yargısal olarak güvence altına aldığını vurguladı. “Bu durum, Türk Anayasa Mahkemesi’nin hukuk devleti ilkesinin en güçlü güvencelerinden biri olduğunu ortaya koymaktadır. Mahkememiz, bu bilinçle görev ve sorumluluklarını yerine getirmeye devam edecektir” dedi.
Kadir Özkaya, AYM’nin kuruluşundan itibaren yasama organının işlemlerini anayasal çerçevede tutarak hukuk devletinin temel gerekliliklerini yerine getiren bir işlev üstlendiğini ifade etti. 1982 Anayasası ile yetkileri yeniden şekillenen Anayasa Mahkemesi’nin, anayasal sistem içinde merkezi bir rol oynamayı sürdürdüğünü belirtti.
Özkaya, 2010’daki anayasa değişiklikleri ile birlikte bireysel başvuru mekanizmasının mahkemenin tarihindeki en önemli dönüm noktalarından biri olduğunu da dile getirdi. “Günümüzde Anayasa Mahkemesi, 64 yıllık birikimiyle yalnızca Türk hukuk sisteminin değil, aynı zamanda uluslararası insan hakları hukuku ile etkileşim içinde gelişen önemli bir hak koruma mekanizması olarak görevine devam etmektedir” dedi.
Özkaya, anayasa yargısını ve fonksiyonunu anlamak için onun temel ilkelerine dikkat çekerek, “Anayasa yargısı, yalnızca teknik bir denetim mekanizması değil, aynı zamanda anayasanın üstünlüğünü ve bağlayıcılığını hayata geçiren bir kurumsal güvence niteliğindedir. Anayasa, yasama, yürütme ve yargı organları dahil tüm kamu gücünü bağlayan temel hukuk normudur” ifadelerini kullandı.
Özkaya, anayasal denetimin olmadığı bir sistemde anayasanın üstünlüğü ilkesinin gerçek anlamda bir değer taşımadığını belirtti. Anayasa yargısının günümüzdeki genişleyen rolünün, onu yalnızca normları iptal eden bir yapı olmaktan öteye taşıdığını ifade eden Özkaya, “Anayasa yargısı, demokratikleşme sürecinde aktif bir rol oynayarak hak ve özgürlüklerin gelişimine katkı sunan bir mekanizma haline gelmiştir” dedi.
Ayrıca, Anayasa Mahkemesi’nin bireysel başvurularla bir içtihat üretim merkezi haline geldiğini vurgulayan Özkaya, anayasa yargısının yalnızca normlar arasındaki hiyerarşiyi korumakla kalmayıp, aynı zamanda devlet iktidarını sınırlayıcı ve birey haklarını güvence altına alıcı temel bir işlev üstlendiğini de sözlerine ekledi.