SÖZCÜ gündeme getirdi, skandal büyüyor! Tabip odası başkanının anlattıkları kan dondurdu

SÖZCÜ’nün haberiyle gündeme gelen “Hastalar, hastanelerde günlerce kendi kaderlerine  mi terkedildi? ” sorusunu çok farklı kesimler sormaya devam ediyor.

 SÖZCÜ, İDDİALARIN İZİNİ SÜRDÜ; SKANDALIN BOYUTLARI BÜYÜDÜ

“1’i bebek 14 hasta ölüme terkedildi” iddiasının delili görüntülere ilk olarak ulaşan SÖZCÜ, iddiaların izini sürmeye devam etti. Şok görüntülerin yayınlanmasından sonra ortaya çıkan bir hasta yakını yine SÖZCÜ muhabirine ulaştı “o görüntüler” de gördüğü anneannesini bulamadığını söyledi. Türkiye, görüntülerin şokunu yaşarken, 5’ini gönüllerin ‘ölmeden’  kurtardığı, 1’i bebek 14 hastanın akıbetlerinin de bilinmediği ortaya çıktı.

Ürkütücü gerçekler TBMM dahil bir çok mecrada ve kesimde tartışma konusu oldu. Bu konuda bir tepki de Hatay Tabip odasından geldi. Hatay Tabip Odası Başkanı Dr. Sevdar Yılmaz, Özel Defne Hastanesinde yaşanan durumun, tüm hastaneler için söz konusu olduğunu belirterek, başta Hatay Devlet Hastanesi olmak üzere tüm hastanelerdeki durumun araştırılmasını istedi.

“HASTANELERDE YATAN HASTALARA NE OLDU?”

“6 Şubat depremleri sırasında özel ve kamu hastanelerinde yatan hastalara ne oldu?” diye soran Dr. Sevdar Yılmaz, “Tüm hastanelerde deprem anına kadar olan hasta kayıtları var. Tüm hastanelerin, ama özellikle yaklaşık 400 kişinin vefat ettiği söylenen Devlet Hastanesi’ndeki durumun araştırılması gerekir. İlk depremden 30 saat sonra gittiğim Devlet Hastanesi’nin acilinde 50’den fazla ceset vardı ve içerden hala sesler geliyordu. Çağırdığımız UMKE ekipleri 2 kişiyi sağ kurtardı” ifadelerini kullandı.

“DEPREME ÖZEL HASTANEDE YAKALANDIM”

6 Şubat’ta ilk depreme annesine refakatçi olduğu Özel Akademi Hastanesi’nde yakalandığını, bulundukları bloğun iki katının yıkılmasından sonra yaşananları anlatan Dr. Sevdar Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Hastane tek merdiven tek asansör ile iki tarafa da çıkılabilen iki bloktan oluşuyordu. Bloklar birbirinden ayrıldı. Bizim bulunduğumuz tarafta çökme olunca diğer bloğa geçme şansımız yoktu. İki genç ile birlikte camları kırıp kalp damar cerrahisinde hastaların bulunduğu bölüme geçtik.

Aşağıda veranda gördük ancak moloz ve demir yığınları vardı. Geçilecek durumda değildi. Oraya hasta yatakları attık. Sonra hastaları kollarından tutarak aşağı sarkıttık. Ben yukardan hastaları aşağı sarkıtırken onlar tuttu. 15-16 kişiyi indirdik.

Oradan da aşağıya inmemiz için yaklaşık 5 metrelik bir mesafe vardı. Hasta çarşaflarına hastaları bağlayıp sarkıtarak, hiç birinin burnu kanamadan oradan indirdik” dedi.

“YOĞUN BAKIMDAKİLERİN KURTULMA ŞANSI YOKTU”

Hastanenin 4’üncü katında bulunan çocuk ve gebe servisinin tahliyesini de insan zinciri oluşturarak yaptıklarını söyleyen Yılmaz, “Hastanede yıkılan iki kat ve kantinin olduğu bölgede ölümler oldu. Yıkılmayan blokta 8 ve 9’uncu katlarda bulunan yoğun bakımdaki hastalar için ise yapılabilecek bir şey yoktu. Ancak vinç veya asansörle çıkılabilirdi. Ama o saatte bunlar mümkün değildi. Elektrikler de kesilince solunum cihazlarına bağlı hastaların kurtulma şansları yoktu. Çünkü solunum cihazlarında saniyelerin önemi var. Ne yazık ki orada da kayıplar oldu” dedi.

“DEVLET HASTANESİ VAHİM DURUMDAYDI, 50’DEN FAZLA CESET SAYDIM”

İlk depremden yaklaşık 30 saat sonra gittiği Devlet Hastanesi’nin çok daha vahim durumda olduğunu, hastanede görev yapan hekimlerin ilk bilgilerine göre hastanede 400’e yakın kişinin yaşamını yitirdiğini söyleyen Yılmaz, “Tabii ki kimsenin tek tek sayma şansı yok, araştırılmasının yapılıp yapılmadığını bilmiyorum. Ancak ertesi sabah, ilk depremden yaklaşık 30 saat sonra Devlet Hastanesi acil servisine gittim. Hastane acil servisinde yerde, masada, kantinde 50’nin üzerinde ceset saydım ve hepsini fotoğraflayıp kaydettim. Çünkü bir gün bunların hesabının mutlaka sorulması gerektiğine inanıyorum” diyerek özellikle kantinde çay kahve içilen, tost yenilen masanın üzerindeki bir bebek ölüsünü unutamadığını söyledi.

“30 SAAT SONRA BİLE İÇERDEN SES GELİYORDU”

Devlet Hastanesi ağır hasarlı olduğu için iç taraflarına geçemediğini belirten Yılmaz, o anları şu ifadelerle anlattı; “Hastane ağır hasarlı olduğu için iç tarafına kadar geçemedim. Ama içerden sesler geliyordu. UMKE ekiplerini çağırdık. İki hastayı sedyede çıkardılar. Hasta yakını olanlar ellerinde ceset torbalarıyla yakınlarını arıyorlardı. Hastanenin önünde hiçbir güvenlik önlemi, polis, jandarma veya özel güvenlik yoktu. Bu hastanede yaşananların mutlaka araştırılması gerekir” dedi.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir