Çalışan, güçlü büyümeden tarihin en düşük payını aldı

Şebnem TURHAN

Türkiye ekonomisi yılın ikinci çeyreğinde güçlü hane halkı tüketimi, hızlı artan hizmet ve sanayi sektörü ile ihracatın desteğiyle beklentilere paralel yüzde 7,6 büyüdü. Bu büyümeyle Türkiye açıklanan veriler arasında ikinci çeyrekte dünyanın en hızlı büyüyen dördüncü OECD ülkeleri arasında yüzde 8,3 büyüyen Slovenya’dan sonra ikinci ekonomisi olsa da işgücü ödemelerinin milli gelirden aldığı payın yüzde 25,4’e kadar düşmesi büyümenin kapsayıcılığını sorgulatıyor. Ekonomistler yaşanan büyümeye eşlik eden çok yüksek enflasyon nedeniyle ücretliler için büyümenin kapsayıcı olmadığını vurgularken gelir dağılımı sorunun da arttığına işaret etti.

2019’DAN BU YANA VERİLERE REVİZYON GELDİ

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre Türkiye ekonomisinin büyüklüğü yılın ikinci çeyreğinde cari fiyatlarla 3 trilyon 418 milyar 967 milyon lira olurken, GSYH cari fiyatlarla ABD doları bazında 219 milyar 335 milyon olarak gerçekleşti. Kişi başı milli gelir ise ikinci çeyrek itibariyle 9 bin 690 dolar hesaplandı. TÜİK ikinci çeyrek büyüme verilerini açıklarken geriye dönük olarak 2019’dan bu yana tüm çeyreklerde revizyona gitti. Analistlerin yılsonu büyüme tahminleri ise yüzde 4,4-5 arasında değişiyor.

Büyüme verilerinde işgücü ödemelerinin cari fiyatlarla gayrisafi katma değer içerisindeki payı geçen yılın ikinci çeyreğinde yüzde 32,6 iken bu oran 2022 yılında yüzde 25,4’e geriledi ve bu tarihi en düşük seviye oldu. Net işletme artığı/karma gelirin payı ise yüzde 49,2’den yüzde 54,0’a yükseldi. Geçmişe dönük olarak yılın ikinci çeyrekleri açısından mevsim etkisinden arındırılmış şekilde işgücü ödemelerinin gayrisafi katma değer içindeki payı incelendiğinde ise bu yıl ikinci çeyrekteki yüzde 23,9’luk pay da hesabın başladığı 1998’den bu yana görülen en düşük oran olarak ortaya çıktı.

İŞLETMELERİN ALDIĞI PAY HIZLA YÜKSELİYOR

İşgücü ödemelerindeki pay ücretli kesimin yaşanan büyümeden aldığı payın her geçen yıl düştüğüne işaret ederken net işletme artığı/karma gelir artmaya devam etti. Yine yılın ikinci çeyrekleri itibariyle işletmelerin gayrisafi katma değer içindeki payı bu yılın ikinci çeyreğinde mevsim etkisinden arındırılmış cari fiyatlarla yüzde 56,34’e yükseldi. Bu da ikinci çeyrekler itibariyle tarihin en yüksek payına işaret etti. İşgücü ödemeleri son yıllarda düzenli olarak gerilerken işletmelerin payı ise arttı.

Öte yandan çeyrekler itibariyle bakıldığında ise Merkez Bankası’nın faiz indirimlerinin başladığı ve Türkiye Ekonomi Modeli’ne geçildiğinin ilan edildiği geçen yılın son çeyreğinden bu yana işgücü ödemelerinin büyümeden aldığı payda yaşanan gerilemede dikkat çekti. Geçen yılın son çeyreğinde işgücü ödemelerinin büyümeden aldığı pay yüzde 25,8 iken işletmelerin aldığı pay yüzde 57,8 oldu. İlk çeyrekte asgari ücretteki yüksek artışın da etkisiyle ücretlilerin payı yüzde 31,8’e yükselse de kalıcılık sağlanamadı ve ikinci çeyrekte yeniden yüzde 25,4’e indi.

BÜYÜME REFAH ARTIŞI SAĞLAYAMIYOR

Piri Reis Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Erhan Aslanoğlu işgücünün payının sadece bir çeyrek değil, son dönemde sürekli düşüş göstermesinin ve yaşanan büyümeye eşlik eden enflasyon nedeniyle alım gücünün özellikle ücretliler için düşmesinin büyümenin kapsayıcı olmadığına ve gelir dağılımı sorununu arttırdığına işaret ettiğini vurguladı. Aslanoğlu, “Tüketici güveni düşerken tüketim harcamalarının rekor artışı da öne alınan talebe ve enflasyonu daha da tetiklemesine yol açmış görünüyor. İthalattaki büyümenin güçlenmesi de kur yoluyla maliyet enflasyonunu besliyor” diye konuştu.

Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hakan Kara da bu şekilde riskleri büyüterek büyümenin sürdürülebilir olmadığı gibi refah artışı da sağlamadığına vurgu yaparak “Temelde yarının büyümesinden çalıyoruz. İlerde enflasyonu dolarizasyonu düşürüp rezervleri tekrar yerine koymanın ciddi bir maliyeti olacaktır” dedi.

KAPSAYICI BİR BÜYÜME DEĞİL

Topkapı Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Emre Alkin, de büyümenin kapsayıcı nitelikte olduğunu söylemenin çok zor olduğuna işaret etti. Alkin, “Bu büyüme rakamına bakaram bundan sonraki çeyrek dönemler için ümitlenmek çok mümkün değil. Öncü göstergelerin yavaşladığını görüyoruz. Demek ki üçüncü ve dördüncü çeyrekte büyümeyle alakalı endişelerimiz doğacak. Kapsayıcı bir büyüme değil vatandaşın enflasyon endişesiyle tüketime devam ettiğini ve ücret artışlarıyla bunun desteklendiği ortada. Hane halka sürekli enflasyona karşı korunmak için ücret artışlarıyla harcamasını beslemiş ve bu harcamanın da karşılığı hizmetler ve finans tarafında kendini gösteriyor” diye konuştu.

Ekonomistler yılın geri kalanında da hazirandaki asgari ücret zammına rağmen yüksek enflasyonla beraber gerileyen alım gücü ve artan gelir dağılımı adaletsizliğinin sürmesini öngördü. Hükümetin ihracat ve üretimle büyümeye odaklı Türkiye Ekonomi Modeli ve buna yönelik olarak şekillenen Merkez Bankası para politikası ile enflasyonda düşüş öngöremeyen ekonomistler yılsonu yüzde 70’lerin üzerine çıkan enflasyon tahminlerinin işgücü ödemelerindeki payın azalmasına katkı vereceğine dikkat çekti.

Ücretlerin payı 2020 ikinci çeyreğine göre 11 puan geriledi

Coface Ekonomisti Seltem İyigün, ise ikinci çeyrek büyüme rakamlarında ilk dikkat çeken unsurun tüketim harcamalarının ve ihracatın büyümeye katkısı olarak görüldüğünü belirtti. Yüksek enflasyonun harcamaları öne çekmesi ve sene başında yapılan asgari ücret ve maaş zammı yansımaları sayesinde tüketim harcamalarının milli gelire katkısının oldukça yüksek gerçekleştiğini kaydeden İyigün, “Öte taraftan milli gelirin arttığı bir dönemde, ücretlerin milli gelirden aldığı payın 2020 yılı ikinci çeyreğe kıyasla 11 puana yakın gerilemesi, işletme karı payının ise yaklaşık aynı oranda artması gelir dağılımı konusunu bir kez daha öne çıkarıyor. Finans ve sigorta faaliyetlerinin reel olarak birinci çeyrekte yüzde 25,7 büyüdükten sonra ikinci çeyrekte de yüzde 26,6 büyümesi, kredi destekli büyümenin bu kesimi desteklediğini gösteriyor. Sanayi büyümesinin de kuvvetli olduğunu ve ikinci çeyrekte yüzde 7,8 büyüdüğünü görüyoruz. Ayrıca yüksek enflasyon nedeniyle reel ücretlerdeki gerileme de gelir dağılımını ciddi anlamda bozan unsurların arasında sayılabilir. Bu anlamda enflasyon beklentilerindeki bozulmanın kontrol altına alınabilmesi, gelir dağılımındaki denge için önem taşıyor. Artan enerji ithalatı maliyeti ile cari açığın artması ve yüksek enflasyon, mevcut durumda ticaret hadlerinin bozulmasına neden oluyor, büyüme ile yatırımların gelir dağılımına katkılarını olumsuz etkiliyor. Bugünkü veriden sonra mevcut yüzde 2,5 olan 2022 büyüme tahminimizi yukarı güncelleyebiliriz. Şirketlerin büyüme dinamiklerine devam edebilmeleri için nakit döngülerinde sorun olmamasının ve kredi kanalının önemli olduğunu değerlendiriyoruz” dedi.

İş Yatırım Araştırma Direktörü Serhat Gürleyen de Türkiye ekonomisinin 2022 yılı ikinci çeyreğinde yıllık yüzde 7,6 büyüme ile güçlü performansını sürdürdüğünü belirterek büyümeyi aşağı çeken stok değişimlerini de içeren istatistiki hata kalemi etkisinin milli gelir serisinin başlangıcından bu yana görülen en yüksek negatif katkı olduğunu dile getirdi. Yılın geri kalanında PMI, elektrik tüketimi, sektörel güven endeksleri gibi öncü göstergelerin hem arz hem de talep kaynaklı daralmaya işaret ettiğini ifade eden Gürleyen, “Avrupa ekonomisinde yavaşlama ve olası resesyon dış talebi, yüksek enflasyon enerji ve gıda gibi zorunlu alanlar dışında iç talebi baskılamaya başlıyor. Yılın ikinci yarısında ilk yarıya göre yüzde 1 civarı daralma beklentimize rağmen yıllık yüzde 5,0 ile görece güçlü büyüme tahminimizi koruyoruz” dedi.

Sanayi güçlü, tarım kan kaybediyor

TÜİK verilerine göre yılın ikinci çeyreğinde tarım sektöründe geçen yılın aynı dönemine göre daralma yüzde 2,9 oldu. Gıda enflasyonunun enflasyondaki payının büyüklüğü dikkate alındığında ekonomistler tarım sektöründeki daralmanın kaygı verici olduğu yorumunu yaptı. Tarım sektöründeki bu daralma ekonomik büyümeyi 0.12 puan geriletti. Sanayi sektörü ise güçlü bir ikinci çeyreği geride bıraktı. Yüzde 7,8’l’k büyümenin toplam ekonomik büyümeye katkısı 1.65 puan olarak hesaplandı. Sanayide imalat sanayinin yüzde 9,1 büyümesi de dikkat çekti. İnşaat sektörü daralmasını 1 yıla taşıdı. Son dört çeyrektir inşaatta daralma kesintisiz sürüyor. İkinci çeyrekte ise yüzde 10,9 küçülen inşaat sektörü ekonomik büyümeyi ise 0,68 puan aşağı çekti. Hizmetler sektörü pandeminin yaralarını sararken büyümesine ivme kattı. Hizmetler sektöründe yüzde 18,1’lik büyümenin ekonomiye katkısı 4.24 puan gibi oldukça yüksek gerçekleşti. Finans sektörü kredi büyümesinin ve güçlü karların etkisiyle büyümeye olumlu katkı veren sektörler arasında yer aldı. Finans sektöründe ikinci çeyrekte geçen yılın aynı çeyreğine göre yüzde 26,6’lık büyümenin ekonomiye katkısı 1.31 puan oldu. Bilgi iletişim sektörü yüzde 5,3, gayrimenkul yüzde 4,1, idari destek ve hizmet faaliyetleri yüzde 11, kamu yönetimi yüzde 1,7 ikinci çeyrek büyümesine imza attı.

Vatandaşın tüketimi büyümenin en önemli kaynağı

Yüksek enflasyon ve alım gücü gerileyen vatandaş kredilerdeki hızlı büyümenin de etkisiyle taleplerini öne çekmeye ikinci çeyrekte de devam etti. TÜİK verilerine göre vatandaşın tüketimi yılın ikinci çeyreğinde geçen yılın aynı çeyreğine göre yüzde 22,5 arttı ve bu ekonomik büyümeye 13.62 puanlık katkı sağladı. Devletin tüketimi yüzde 2,3 büyürken 0.31 puanlık katkı geldi. Toplam yatırımlarda inşaattaki gerilemeye rağmen makine teçhizat yatırımlarındaki artışın etkisiyle yüzde 4,7’lik büyüme sağlandı. Ve bunun ekonomik büyümeye katkısı 1.22 puan olarak hesaplandı. İhracat yüzde 16,4’lük artışla 3.87 puan katkı verirken ithalattaki yüzde 5,8’lik artış ekonomik büyümeyi 1.13 puan aşağı çekti. Bu yılın ikinci çeyreğinde de stoklardan kullanım 10.29 puanlık bir düşüş getirdi ekonomik büyümeye. Merkez Bankası ve BDDK’nın özellikle tüketici kredilerindeki artışın ivme kaybetmesi için attığı adımlar ve enflasyon etkisiyle yılın son iki çeyreğinde vatandaşın tüketiminde hız kaybı bekleniyor.

Vatandaşın harcamaları hızlı arttı

TÜİK verilerine göre ikinci çeyrekte inşaat yatırımları yüzde 10,9 küçülürken makine teçhizat yatırımları yüzde 17,8, diğer aktifler yüzde 14 arttı. Vatandaşın tüketim harcamalarında da iki katını aşan artışlar görüldü. Cari fiyatlarla vatandaşın ikinci çeyrekte dayanıklı tüketim malı harcaması yüzde 114,3, yarı dayanıklı tüketim malı harcaması yüzde 135,9, dayanıksız tüketim malı harcaması yüzde 137,9 ve hizmet sektörüne yönelik harcaması da yüzde 138,8 arttı. Bu oldukça yüksek artışlarda yüksek enflasyonun etkisi büyük oldu.

SİYASET VE İŞ DÜNYASI BÜYÜMEYİ NASIL DEĞERLENDİRDİ?

Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati: Ekonomimiz yılın ikinci çeyreğinde yıllık bazda reel olarak ilk çeyrekteki kuvvetli büyüme performansımızın da üzerinde yüzde 7,6 büyümüştür. Böylece Türkiye, verisi açıklanan OECD ve G20 ülkeleri içerisinde yılın ikinci çeyreğinde en yüksek büyüme kaydeden ikinci ülke olmuştur. İkinci çeyrekte sadece kuvvetli büyüme performansı göstermedik, aynı zamanda 5 çeyrektir devam eden dengeli büyümeyi bu dönemde de sürdürdük. Son iki buçuk yıldır makine ve teçhizat yatırımlarındaki güçlü yıllık artış bu dönemde de yüzde 17,8 ile devam etmiştir. Bu gelişmeyi üretim kapasitemizin artırılması açısından olumlu değerlendiriyoruz. Büyümedeki kuvvetli seyrin işgücü piyasasındaki yansımaları yılın ilk yarısında görüldü. Bu dönemde geçtiğimiz yılsonuna kıyasla yaklaşık 900 bin kişilik ilave istihdam sağlandı ve işsizlik oranı yüzde 10,3’e düştü. Büyümeyi ve istihdamı önceliklendiren, üretimi ve ihracatı destekleyen Türkiye Ekonomi Modeli ile elde ettiğimiz bu kazanımlar yılın kalan döneminde de sürecektir. Artık ekonomimizin alamet-i farikası dengeli, sürdürülebilir ve istihdam odaklı büyümedir.

Ticaret Bakanı Mehmet Muş: Türkiye, 2022 yılının ikinci çeyreğinde yüzde 7,6 büyüyerek başarılı performansını sürdürdü. İhracat, büyümeye 3,87 puan katkı vermiş, büyümenin yarısı mal ve hizmet ihracatından kaynaklanmıştır. Net mal ve hizmet ihracatının büyümeye katkısı ise 2,7 puan olmuştur.

CHP Sözcüsü Faik Öztrak: Büyümeden, çalışanlar nasiplenmemiş. Emekçilerimizin pastadan aldığı pay artmamış. Tersine küçülmüş. İki yıl önce milli gelirden yüzde 37 pay alan emekçi, şimdi yüzde 25 pay alır hale gelmiş. Aradaki fark sermayenin yani zenginin cebine taşınmış. Zengin, daha da zengin olmuş. Peki, TÜİK ’in defterindeki şişme ne pahasına sağlanmış? Tüm makyajlamalara rağmen yüzde 36 olan enflasyonu yüzde 80’e çıkarma ve cari açığın hızla artması pahasına. Türkiye defteri şişirmek için dışarıya daha bağımlı hale gelmiş.

MÜSİAD Genel Başkanı Mahmut Asmalı: Büyümeye 13,9 puanlık katkı sağlayan iç talebin yanı sıra, net dış talebin 2,7 puan ve yatırımların ise 1,2 puanlık pozitif etkileri, Türkiye ekonomisinin homojen bir büyüme kaydettiğine işaret etmesi bakımından oldukça önemli bir gösterge olmuştur. Yılın üçüncü çeyreğinde nispi bir yavaşlama gözlenen ekonomik aktivite, ekonomi yönetimi tarafından alınan son tedbirlerle birlikte ivme kazanmaktadır.

İSO Başkanı Erdal Bahçıvan: Sanayi sektörümüzün büyüme içindeki payını koruduğunu, sanayinin büyümeye değerli katkısını sürdürmekle birlikte, bir durağanlaşmanın da hafiften kendini göstermekte olduğunu söylememiz gerekiyor. İçinde bulunduğumuz çeyrekteki bu öncü göstergeler, bize sanayinin güncel sorun ve beklentilerinin bitirilebilmesinin, sanayimizin büyümeye istikrarlı katkısını sürdürebilmesi açısından ne kadar önem arz ettiğini ortaya koymaktadır.

İTO Başkanı Şekib Avdagiç: Küresel ekonominin yavaşladığı bir süreçte Türkiye ekonomisinin yılın ikinci çeyreğinde elde ettiği yüzde 7,6’lık büyüme istihdam, üretim ve ihracatımızın geleceği adına umut vericidir. Bizi memnun eden asıl husus en yakın ticaret partnerimiz Avrupa’da işlerin durgunlaştığı bir dönemde dahi ekonomik büyümemizin yatırım ve ihracat kalemleri tarafından desteklenmesidir.

DEİK Başkanı Nail Olpak: Türkiye ekonomisinin yüzde 7,6 oranında büyüme göstererek dünya ülkeleri arasında pozitif ayrışmaya devam ederek istikrarlı büyüme elde etmeyi başarmasını, iş dünyası olarak memnuniyetle karşılıyoruz. Açıklanan olumlu veri, son iki çeyrekte küresel anlamda ivme kaybına rağmen 2022 yıllık büyüme hedefi olan yüzde 5’lik büyümenin yakalanabileceğini, hatta bu hedefin üzerine çıkabileceğimizi gösteriyor.

ASO Başkanı Nurettin Özdebir: Küresel tedarik zincirinin bozulduğu ve resesyon beklentilerin güçlendiği, krediye ulaşma maliyetinin artığı bir dönemde yüksek büyüme rakamına ulaşmamız oldukça önemli. Büyümenin topluma yansıması da önemli. Çalışanların İşgücü ödemelerinin payı yılın birinci çeyreğinde yüzde 31,5 iken, bu çeyrekte yüzde 25,4 seviyesine gerilemesi, gelir adaleti açısından dikkat edilmesi gereken oldukça önemli bir husus olarak görülmelidir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.